2024’ün okuma muhasebesini yaparken daha çok kurgu ve daha iyi edebiyat okumak istediğimden söz etmiştim. 2025 hiçbir açıdan daha iyi bir yıl olmadığı gibi, 2024’ten daha iyi bir okuma yılıydı demem de zor kişisel olarak. Türkiye kendini -bana kalırsa varoluşsal- bir demokrasi mücadelesinin içinde buldu. Büyük toplumsal şoklar ve travmalar yaşadık. Zor günlerden geçtik ve geçiyoruz. Tünelin ucunda bir ışık görünüyor, ama yolumuz uzun. Bunlara ek olarak birkaç ay içinde iki kez ülke değiştirdim ve birkaç ay içinde sanırım üç kez ev taşımış oldum. Akademik işleri, başka pek çok işi ve Altı Üstü Tarih’te tutturmayı başardığımız yayın düzenini de düşünecek olursak, 2025 umduğum gibi yoğun okuyabildiğim bir yıl olmadı. Çok iyi kurgudışı kitaplar okudum, bunlara belki Altı Üstü Tarih’te değiniriz. Ancak bende iz bırakan, güçlü yazınsal yapıtlar da okudum. 2025’in doğasına uygun olarak üçüncü kitabımı -kurgudışı diyemeyeceksem de- roman ya da öykü olmayan bir kitap olarak belirledim. O kitabı bu listeye almasam haksızlık olacaktı. 2026’nın her alanda iyileşme getiremiyorsa bile rahatlama ve denge getirmesini umalım, güzel günler için mücadele etmekten asla caymayalım, edebiyattan ilham, mutluluk ve güç alalım.

The Elements – John Boyne
John Boyne tartışmalı, fakat çokça da beğenilen ünlü bir yazar. The Elements’ı buraya almak bir bakıma hile yapmak sayılır, çünkü ben bu kitabı oluşturan dört kısa romanı ayrı ayrı okudum. Bu romanlar sonradan tek bir kitap olarak birleştirildi ve bu yıl içinde yayınlandı. Her bir kısa roman bir element motifi üzerinden gelişiyor. Su, Toprak, Ateş ve son olarak da Hava. Örneğin Water İrlanda’nın sapa ve neredeyse ıssız bir adasında geçiyor, Air ise büyük oranda uçakta. Toprak ve Ateş’te işler biraz daha karışık. Bunlar birbiriyle türlü açılardan bağlantılı, ancak kendi ayakları üzerinde duran kitaplar. Sonuncu kitap diğer üçüne de kapsamlı göndermelerde bulunuyor ve öyküyü toparlıyor. Tümü türlü insan manzaraları üzerine kurulu, ancak kitabın kilit noktasının cinsel suçlar olduğunu belirteyim. Tüm öyküler cinsel suçlar üzerinden gelişiyor, neredeyse tüm çatışmalar da bunun üzerine kurulu. Hem hevesle, yer yer duygulanarak, yer yer gerçekten dehşete düşerek, hızla okuduğum bir kitap oldu The Elements. İlk kitaplar Türkçeye kazandırılmıştı, tam metin de ya çevrilmiştir, ya da çevrilecektir. Göz atmak isteyebilirsiniz.

King of Ashes – S.A. Cosby
Bazı yazarların, hele ki her yıl kitap çıkarmıyorlarsa, yeni kitaplarının o yılın en beğenilenler listelerinde olacağı baştan belli oluyor. S.A. Cosby benim için böyle bir yazar. Daha önce bir kitabını burada incelemiştim. Zorunluluktan okuduğum kitaplar, bir yığın kurgudışı ve tarih kitabı arasında bu yıl birçok suç romanı okudum. Bir tanesi bile King of Ashes’ın yanına yaklaşamadı. Gerçi Michael Connelly’nin The Proving Ground’u epey başarılı, ama duygusal etki bakımından Cosby’yi ayrı bir yere koymak gerekiyor. Bu yıl tek suç romanı okuyacaksanız, ki bence eksik kalmış olursunuz ama, eğer illaki tek suç romanı okuyacaksanız, King of Ashes’ı okuyun.

22 Metrekare Gökyüzü: Silivri Günlükleri – Buğra Gökce
Günlük yazınsal bir tür değil mi? Böylece sevgili Buğra Gökce’nin Silivri günlüklerini bu listeye alarak Altı Üstü Kitap’ta ağırlıklı olarak yazınsal yapıtlardan söz etme ilkemden ödün vermiş olmuyorum. Buğra Gökce, Ekrem İmamoğlu’nun beyin takımının neredeyse tümü gibi 19 Mart sonrasında gözaltına alınan ve tutuklanan isimlerden biri. 22 Metrekare Gökyüzü yalnızca başarılı bir bürokratın değil, iyi bir entelektüelin, yurtsever bir aydının hapis yaşamıyla, 19 Mart süreciyle ve Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı yeni otoriter sıçramayla nasıl baş ettiğini, hapiste yaşamın nasıl aktığını, içeridekilerin her gün, her dakika, her an nasıl mücadele ettiğini ve bizim için çalışmayı sürdürdüğünü hem başarılı, hem de gerçekten keyifle okunabilecek biçimde gözler önüne seriyor. Üzücü, kahredici kesitler var. Ama kararlılık, mücadele, yaşam sevinci ve Cumhuriyet’in er geç gelecek zaferine inanç ağır basıyor. 2025 de işte tam böyle bir yıldı, Buğra Gökce’nin günlükleri bu listenin belki en anlamlı parçası oluyor böylece.

