Şule Tüzül
Okuduğumuz her kitap, farkında olmasak bile, hayatımızı yönlendirmemizde önemli bir role sahip. Bazen bu rol kendini yoğun biçimde hissettiriyor; hayatımızın öyle bir dönemine denk geliyor ki, etkisi sarsıcı oluyor. Bodrum Kaktüs Kitap Kulübü sayesinde hayatımıza giren Koreli yazar Hwang Bo-reum’un Hyunam-Dong Kitabevi isimli romanı o kitaplardan biri. Kitabın şahane hikâyesi bireysel hayatlarımıza dokunurken, kulübümüzün yolculuğunda da özel bir yer edindi, bizim için özel bir hikâyenin parçası oldu. Bizim hikâyemizden önce Hyunam-Dong Kitabevi‘nden bahsetmeliyim elbette.
Hyunam-Dong Kitabevi, Hwang Bo-reum’un ilk kitabı. 2018 yılında yazmış. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde çok satanlar listesine girmek üzere. İyi edebiyat okurları için bu haberin hiç de çekici olmadığını tahmin ediyorum. Kitabın ana kahramanı Youngju da aynı fikirde zaten. Dünyanın hemen her yerindeki pek çok insan gibi, işinden, eşinden ve yaşadığı hayattan bunalıp, hepsini terk edip gençlik düşünü gerçekleştiriyor, bir kitabevi açıyor: Hyunam-Dong Kitabevi. Kitabevinde, çok satanlar listesine girmiş kitapları bulundurmak istemiyor; çok satmayan ama şahane olan birçok kitabın hakkını yememek için, o şahane kitapların satılması için çabalıyor. Çünkü çok satan denilen şeyin, çeşitliliği yok olmuş bir yayın kültürünü temsil ettiğini düşünüyor. Youngju’nun bu özelliği Hyunam-Dong Kitabevi’nin bizi ele geçirecek özelliklerinden sadece biri. Hyunam-Dong Kitabevi hepimizin, her türde okurun içinden taşanları öyle güzel dile getiriyor ki, çok satanlar listesine girmesi kaçınılmaz.
Edebiyat gerçek hayatı, gerçek hayat da edebiyatı besliyor. Bu muhteşem döngünün dünyasında yaşayan şanslı okurların içini seslendiriyor Hyunam-Dong Kitabevi. Kitaplara dair çok fazla şey var kitapta ama yazar Hwang Bo-reum’un yaptığı en muhteşem şey kitaplarla hayatı buluşturan hikâyeleri bu romanda buluşturması. Youngju kitabevini açtığı ilk yıl hiçbir şey yapamıyor. Sonra Minjun barista olarak çalışmaya başlıyor kitapçıda. Minjun’un hikâyesi de pek farklı değil; o da başarılı bir eğitimi tamamlayıp, parlak bir geleceğe adım atacakken rekabet ve hırsın ön planda olduğu bir iş ortamında yerinin olmadığını görüyor. Roman ilerledikçe, kitapçının müdavimi olan yeni karakterler ana hikâyeye katılıyor: lise öğrencisi Minchul ve annesi, işinden istifa eden ve kitapçının ortamında aradığı dinginlik ve huzuru bulan Jungseo, kitabevinin kahvesini aldığı mağazanın sahibi Jimi, başarılı bir iş hayatında mutlu olmadığı için yazar olan Seungwoo.
Romanın ana sorgularından biri başarı. Başarı ne anlama geliyor, kim belirliyor kimin nasıl başarılı olduğunu? Hyunam-Dong Kitabevi’nde birbirlerini bulan ve sohbet eden tüm karakterler toplumun gözünde bir zamanlar başarılı olmuş insanlar ama mutlu değiller. Kitapçıdaki sohbetleri ve paylaştıkları kitaplar her birine mutlu olabilecekleri bir hayatın ipuçlarını fısıldıyor.
Youngju, hem hayalindeki dünyayı gerçekleştirmek hem de kitabevinin satışlarını arttırmak amacıyla kitabevinde birçok etkinlik düzenlemeye başlıyor. Söyleşiler, kitap kulübü toplantıları, vs. Roman bir yandan ana hikâyeye eklenen kahramanların hikâyeleri diğer yandan bu etkinliklerin hikâyeleri ile zenginleşiyor. Her Gün Okumak isimli kitabın yazarı Areum’la yapılan söyleşide Areum şunları söylüyor örneğin:
“Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz; başkalarının yanında durmamıza yardımcı olur. Bu sebeple bizler bir başka açıdan başarılı oluyoruz aslında. Biraz daha insaniyet kazanıyoruz diyebiliriz.”
Areum’um şu sözlerine de katılmamak mümkün mü: “Kitapların zihinde değil, bedende yer edindiği fikrine sık sık kapılırım. Ya da zihnimizin ucundaki bir hatırada saklıdırlar.”
Olaylar ve hikâyeler art arda sıralanırken satır aralarında tanıdık kitaplara ve yazarlara rastlıyoruz. Hepimizin hayatında bir yere dokunmuş isimler bunlar: Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar ve Franny ve Zooey, Kirpinin Zarafeti, Nikos Kazancakis’in Zorba, Erich Fromm’un Sahip Olmak ya da Olmak, Hermann Hesse’nin Demian isimli kitapları.
Youngju, kitabın yazarı Hwang Bo-reum ile benzer bir geçmişe sahip. Hwang Bo-reum da başarılı bir eğitimden sonra bilgisayar mühendisi oluyor, başarılı bir iş hayatı varken, işin kendisini mutsuz ettiğini anlıyor ve mutlu olabileceği işler aramaya başlıyor. Kitapları çok sevdiği için önce kitap inceleme yazıları yazmaya çalışıyor. Ancak bu yazılar da onu mutlu etmiyor. Roman yazmaya karar veriyor. “Okumak istediğim hikâyeleri yazmak istiyordum,” diyor. “Doğru düzgün nefes almaya vakit bulamadığımız günlük yaşamın koşuşturmasından uzak bir alan, daha becerikli olmamızı, daha hızlı olmamızı söyleyerek yakamıza yapışan dünyanın seslerinden kopabildiğimiz bir alan yaratmak istiyordum,” diyor. Böylece ortaya Hyunam-Dong Kitabevi çıkıyor. Hyu Hancada dinlenme anlamına gelen shil hyu’dan geliyormuş.
Roman boyunca edebiyat, yazarlık, okurluk, kitaplar ve kitabevleri üzerine pek çok şey söylüyor kahramanlarımız.
“Youngju için iyi bir roman, onu beklentilerinin ötesine taşıyan bir roman demek.”
“Yaşama dair öğeler barındırması. Öylesine söylenmiş sözler değil, derin bir bakış açısıyla dürüstçe yazılması.”
“Yazarın engin anlayışının okuyucunun kalbine dokunması; o dokunuşun, okuyucunun hayatı anlamasına yardımcı olması.”
Yazar Seungwoo, kitapçıdaki söyleşilerden birine davet ediliyor. Youngju soruyor: “Bir yazıyı okurken en çok dikkat ettiğiniz şey nedir? Cümleler mi?” Seungwoo şöyle cevaplıyor:
“Ses. Yazarın sesi. Cümle biraz acemice olsa da güzel bir sese sahip yazarların yazısını okuyunca hâkim olduğu gücü hissedebiliyorsunuz. Güzel cümleleri kayda değer kılanın bu ses olduğunu düşünüyorum; çünkü güzel cümleler bireyin sesini net bir şekilde ortaya çıkarıyor.”
Seungwoo, düzgün bir yazı yazmak isteyen lise öğrencisi Minchul’a ise şunları söylüyor: “Dürüst bir şekilde yaz. İçtenlikle yaz. Dürüst ve içten. Bu şekilde yazılmış bir yazı, düzgün bir yazıdır.”
Bir roman olarak Hyunam-Dong Kitabevi için de bu durumun, yani yazarın güçlü sesinin, içtenlik ve dürüstlüğün geçerli olduğunu söyleyebilirim. Romanın dili çok sade, neredeyse bir çocuğa anlatır gibi yazılmış cümleler. Kurgusu da aynı sadelikte. Yazar sanki okuru zorlamamak, keyifli bir okuma yapmasını sağlamak için çabalamış. Yazarın sesi okura o kadar doğrudan, içten ve dürüstçe dokunuyor ki, bu ses romanı da her yönüyle güçlendiriyor. Bu aşamada romanın çevirmeni Nilay Özeser’e tebrikler ve teşekkürler. Romanı dilimize kazandıran Athica’ya da çok teşekkürler.
Roman kahramanlarından Jimi bir sohbet sırasında Youngju’ya şunları söylüyor:
“Bir keresinde, roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir, o yüzden yaşamın içinden, sıradan insanları temsil ederler demiştin ya. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz işte. Bu senin de sıradan bir insan olduğun anlamına geliyor. Hepimiz öyleyiz. Yaralayarak yaşıyoruz.”
Youngju yaralamadan yaşamanın inceliklerinin izini sürüyor kitabevinde. Hyunam-Dong Kitabevi, bir kitabevini anlatıyor evet, ama tüm iyi kitaplar gibi, insanı ve hayatı anlatıyor aslında. Hwang Bo-reum dilinin sadeliği kadar okurunu rahatsız edecek bir şeye kurgusunda yer vermemek için elinden geleni yapmış görünüyor. Acı, keder ve olumsuzluklara yer verse de nasıl yaşarsak daha güzel yaşarız’ı anlatıyor. Her geçen gün yaşamlarımızdan biraz daha eksilen saygı ve nezaketin sürdürülebilirliğinin yollarını arıyor.
Romanın bir özelliği de bir kadın hikâyesi olması. Sadece Youngju’nun değil, kitabevinin müdavimleri arasına katılan birçok kadının hikâyesi. Romanı okudukça anlıyoruz ki, Kore’nin aile ve toplum yapısı bize çok benziyor. Dolayısıyla Kore kadınlarının yaşadığı sorunlar da bizim sorunlarımıza çok benziyor. Gerçi kadın sorunları dünyanın her yerinde ortak, ama bu romanda geçen hikâyeler bize çok yakın ve tanıdık geliyor; erkeklerin kurduğu dünyaya, sisteme, hakimiyete, kadınlara uygulanan kısıtlamalara, yargılara ‘yeter’ diyen kadınların hikâyeleri…
Kaktüs Kitap Kulübü olarak Hyunam-Dong Kitabevi‘ni 30 Haziran 2024 Pazar günü, Bodrum’un dayanılmaz sıcak bir gününde, buluşma mekânımız Kaktüs Kafe’de konuştuk. Kaktüs Kafe, Bodrum’un merkezinde, beş yıl önce İnci Uysal tarafından kurulan serbest kitapçılardan biriydi. Aynı zamanda kafe olarak da hizmet veriyordu. Kitabı bir ay önce seçmiştik. Buluşmaya gelirken hepimiz çok heyecanlı ve duygu yüklüydük, bu kitabı okuyan her okur gibi. Kaktüs Kafe’ye geldiğimizde öğrendik ki kafenin son günüydü. Kapanışı Hyunam-Dong Kitabevi‘ni konuşarak yaptık. Çok hüzünlü ve zor olduğu kadar, çok anlamlı ve özel bir toplantı oldu. Kitap bizim için daha özel bir yerde artık. İnci sayesinde Youngju’yu, Youngju sayesinde İnci’yi daha iyi anladık sanırım. Kitaplarla günlük yaşam, siyaset, ekonomi ve pek çok şey arasındaki doğrudan ilişkiyi tekrar sorguladık.
Hwang Bo-reum, insanlarla konuşmayı ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seviyormuş. Kitabına da bu hikâyeleri koymak istemiş. Ama durduk yere, kitabevine gelen biri size niye hikâyesini anlatsın ki. Bunu sağlamak için kitap kulübü kurmuş. Çünkü kitap kulüplerinde insanlar kimseye anlatamadıkları hikâyelerini anlatabilirler. Katıldığım bütün kitap kulüplerinde bunu deneyimledim. Çünkü kitaplar bunu sağlar. Çünkü kitaplar bizi bize anlatırlar. Uzak olduğumuz coğrafyaları ve yaşamları anlatırlar, uzakları yakın yaparlar. Youngju’nun dediği gibi, kitaplar sayesinde, yeryüzünde yaşayan herkesi anlayabileceğini düşünür insan.
Hyunam-Dong Kitabevi, hayata ve kitaplara dair pek çok şey söylüyor ama benim için en önemli mesajı şu: Ne kadar daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceği. Dünyanın güzel olmasını engelleyen çok fazlar şey var, pek çok acı, keder, savaş var, evet. Belki bunların bir kısmının nedeni yeterince kitap okuyamamamızdır.
Kitap okumanın en kıymetli, en anarşist eylemlerden biri olduğunu düşünüyorum. Hele de bu çağda. Bugün yaşadığımız dünyada adaletin, saygı ve nezaketin, sevgi ve hoşgörünün bu kadar hızla azalmasının, kitap okuyan insan sayısındaki azalma ile doğrudan bir bağlantısı olabilir mi? Hiçbir iyi kitap sorulara cevap vermez ama cevap arar, yeni sorular sorar sordurur, daha iyinin ve daha güzelin peşinde.
Okumalı mısınız?
Kesinlikle okumalısınız. Kitaplarla hangi seviyede ilgili bir okur olursanız olun, kendinizden bir parça mutlaka bulabileceğiniz, her insanın içindekileri seslendiren bir kitap Hyunam-Dong Kitabevi. Hwang Bo-reum’un romanda yer verdiği onlarca hikâyenin büyük bölümünün aynı zamanda sizin hikâyeniz olduğunu da göreceksiniz.

