Jane Austen’ın 250. yaşını evinde kutluyoruz: Gezimden notlar

İlkin Şilan

Eğer Londra’daysanız ve günübirlik bir gezi planlıyorsanız Cambridge veya Oxford ilk seçenekler olarak karşınıza çıkacaktır. Ancak benim gibi şu an Jane Austen’ın karakterleriyle süslenmiş bir kahve kupasında 3’ü 1 arada içerek (evet 3’ü 1 arada içiyorum) Jane Austen’ın mektuplarını okuyorsanız (ne tesadüf!), Waterloo İstasyonu’ndan trene binerek Alton isimli küçük bir kasabaya ulaşabilirsiniz. Buradan yapacağınız 5-10 dakikalık bir otobüs yolculuğu sonrasında Jane Austen’ın son 3 kitabını yazdığı, yaşadığı ve ne yazık ki trajik bir şekilde hastalandığı o evi ziyaret edebilirsiniz.

Jane Austen edebiyat tarihinin en çok konuşulan yazarlarından biri olabilir. Seveni olduğu kadar sevmeyeni de oldukça fazla. Hatta kendi okurları arasında bile kitapları bir tartışma konusu. Ancak ne olursa olsun edebiyatta yarattığı etki tartışılamaz. Onun hakkında yazılmış on yazıdan yedisinde “hiç evlenmediği halde aşka ve evliliğe dair romanlar yazdığı” gibi bir yorum okuyabilirsiniz. Oysa Austen’ın romanlarını buna indirgemek bana fazlasıyla saçma geliyor. Jane Austen tabi ki karakterlerinin aşkı buldukları hikayeler yazdı. Fakat aynı zamanda arkadaşlıklar, sınıf ilişkileri, aile bağları, kadın olmak, insan olmak üzerine de yazdı. Kadınlardan sadece “iyi evlilikler” yapmalarının beklendiği, yazar olmalarını bırakın biraz fazla zeki, eğitimli ve meraklı olmanın “iyi evlilik” yapma ihtimalini oldukça azalttığı bir dönemde, her kitabında yaşadığı toplumun eleştirisini yapacak kadar cesur hikayeler yarattı. Aşk ve Gurur’un (ki aslında direkt çevirisi Gurur ve Önyargı’dır) ilk cümlesi bana göre edebiyatta hicvin en güzel örneklerinden biridir:

It is a truth universally acknowledged, that a single man in possession of a good fortune, must be in want of a wife. (Hali vakti yerinde olan her bekâr erkeğin mutlaka bir eş arayışının olduğu evrensel olarak kabul edilmiş bir gerçektir.)

Jane Austen benim hayatımda oldukça önemli bir yazar. Sadece kitap okumayı sevme sürecimde değil aynı zamanda İngilizceyi öğrenme sürecimde de kitapları hep yanımda oldu. Bu nedenle, doğumunun da 250. yılı şerefine kendisinin evini ziyaret etmek için plan yaptım. Bu noktadan sonra okuyacaklarınızın çok yüksek seviye “fangirl”lük (evin bahçesinde otururken duygulanıp ağlama seviyesinde “fangirl”lükten bahsediyorum) içereceği konusunda sizi şimdiden uyarmak istiyorum. 

Evi ilk gördüğümde ne kadar güzel bir ev olduğunu düşündüm ancak dönemine göre değerlendirildiğinde aslında çok şaşalı bir ev olmadığını öğrendim. Jane Austen, annesi ve kardeşi Cassandra buraya, çok zengin uzak bir akrabaları tarafından genç yaşta evlat edinilmiş kardeşleri Edward tarafından getirilmiş. Edward dul kalmış annesi ve evlenmemiş kız kardeşlerinin hayatlarının kalanını rahat bir şekilde geçirmeye devam edebilmeleri için onlara bu evi vermiş.

Bu evde dönemine göre sıradan bir hayat yaşadıklarını biliyoruz. Jane Austen’a kız kardeşi ve annesi çok fazla ev işi yaptırmazmış, bu nedenle Jane evdeki birkaç işini hallettikten sonra hem romanlarını hem de mektuplarını yazarmış. Bir romanı tamamlaması uzun zaman alırmış. Oturma odasında akşamları ailesine ve yakınlarına bazı bölümleri okuyarak tepkilerine göre hikayelerini gözden geçirir ve birçok taslak çıkarırmış. Aynı zamanda küçük bir yerde yaşadıkları halde bu üç kadının aralıklarla arkadaşlarını ve akrabalarını ağırladıklarını, sohbet ettiklerini, dans ettiklerini ve oyun oynadıklarını da biliyoruz. Sabahları kahvaltıdan önce Jane piyano çalarmış. Alton’ın merkezine ve erkek kardeşinin oldukça yakındaki evine yürüyüşler yaparmış. Tutumlu bir hayat yaşadıkları için eserlerini yazdığı mürekkepten yediklerine ve giydiklerine kadar her şeyi kız kardeşi ve annesiyle birlikte evde ürettikleri de söyleniyor.

Jane Austen bu evde yaşadığı süreçte Mansfield Park, Emma ve İkna kitaplarını yazmış. Ölmeden önce yazdığı ancak yarım kalan bir kitabı daha var. Aşk ve Gurur’un yanı sıra Akıl ve Tutku’nun da basıldığını bu evde görmüş. Bu kitaplarının yayınlanma sürecinde bir diğer kardeşi Henry ona destek olmuş ancak profesyonel bir yazar olarak kendi kitaplarının yayınlanma sürecinde oldukça aktif bir rol alırmış.  

Jane Austen’ın kitaplarının hiçbirinin kendi ismiyle yayınladığını görmediğini üzülerek öğrendim. Döneminde bir kadının yazar olması hiç yakışık bir şey olarak görülmediğinden ilk kitabı “bir Leydi tarafından” ifadesiyle basılmış. Aynı zamanda Jane Austen’ın bulunduğu toplumu, özellikle varlıklı sınıfı (ki kardeşi Edward da bunların arasındaydı) sıklıkla eleştirmesi ve kendi tanıdığı kişilerden esinlendiği karakterler yaratması da anonim kalmasını neredeyse zorunlu kılmış.

Austen’ın oldukça muzip ve keskin bir dili olduğu onu tanıyanlar kadar eserlerini okuyan kişiler tarafından da sürekli dile getiriliyor. Öyle ki ölümünden sonra kardeşi Cassandra mektupların bir kısmını yok etmiş. Bunun sebebinin Jane ile mektuplaşmalarında yakınları ve hayatları hakkında yaptıkları yorumları gizli tutmayı tercih etmesi olduğu düşünülüyor. 

Jane bu evde bir süre yaşasa da bu evde ölmemiş. Hastalığının ilerlemesiyle birlikte ölümden bir süre önce Cassandra ile birlikte Winchester’a yerleşmişler. Ancak Winchester’da uzun bir süre geçiremeden Jane Austen vasiyetinde her şeyi kız kardeşine bırakarak hayatını kaybetmiş. Cassandra ise bu eve dönerek bu evde kızlar için bir okul işletmiş ve ölene kadar bu evde yaşamaya devam etmiş.

Jane Austen’dan geriye 6 roman, gençliğinde yazdığı hikayeler, taslaklar, mektuplar kaldı. Bunların birçoğuna kolayca ulaşmak mümkün. Ancak ulaşamadığımız tek bir şey var, o da Austen’ın sureti. Sadece kardeşi Cassandra’nın Jane Austen hayattayken çizdiği bir iki taslakta suretini görebiliyoruz. Ancak mevcutta 10 pound’un da üzerinde bulunan Jane Austen çizimi, araştırmaların gösterdiği kadarıyla gerçeği pek de yansıtmıyor. Cassandra’nın bir taslak çiziminden esinlenilerek hazırlanan bu resim okurların talep etmesi sonucunda Jane Austen’ın ölümünden sonra yaratılmış ve kitaplarına eşlik etmeye başlamış. Bugün bile Jane Austen’ın tam olarak nasıl göründüğünü ancak onu tanıyanların anlatılarından biraz biraz hayal edebiliyoruz.

Eğer Jane Austen’ın evine uğrarsanız kısa bir yürüyüşle kardeşi Edward’ın evini de gezmenizi öneririm. Jane Austen’ın da büyük ihtimalle yürüdüğü, oldukça büyüleyici bir yoldan bu kocaman malikaneye ulaşıyorsunuz. Bu evin içerisi de ziyaretçilere açık, Jane’in de aralıklarla bu eve geldiğini biliyoruz. Bana göre en büyüleyici kısmı bahçesi ve bahçesinden görebildiğiniz İngiliz kırsalının sade ama etkileyici manzarası oldu. Sakin bir günde giderseniz bütün ev size kalmışçasına bir sessizlikte bu manzaranın tadını çıkarma fırsatınız olacaktır. 

Jane Austen’ın evinden ona ait bir kitap almadan ayrılmak istemedim. Benim seçtiğim kitabı gençlik yazılarını da içeren Love and Freindship – and Other Youthful Writings’di. Bu kitabın kapağındaki Freindship kelimesi yazarın yazdığı şekilde bırakılmış. Bunun sebebi olarak (benim bulabildiğim kadarıyla) Austen’ın döneminde dil bilgisi ve yazım kurallarının daha esnek olmasının yanı sıra Jane Austen’ın kelimelerle bir nevi “oynamayı” sevmesi, kelimelerin farklı yazılışlarını sıklıkla kullanması gösteriliyor. Bir dönem yazarın eserlerindeki bu tür yazım varyasyonları düzeltilerek basılmış olsa da son zamanlarda orijinaline sadık kalınmış basımlar yapılıyor. Ben böylesinin yazarla okur arasındaki samimiyeti artırmak açısından daha iyi olduğunu düşünenlerdenim.

Benim için etkileyici, duygusal ve kesinlikle tekrarlamak istediğim bir gezi oldu. Jane Austen Winchester’da gömüldüğü için mezarını ziyaret etme şansım olmadı ancak evinin bahçesinde, bir zamanlar gezdiği, düşündüğü, mutlu olduğu, yazdığı bir yerde oturmak ve onu anmak beni çok sevdiğim bir yazara daha da yakınlaştırdı. Artık kitaplarını okurken bu kitapların yazıldığı anları düşünmeden edemiyorum. Eğer bir Jane Austen hayranıysanız bu gezi sizin okur olarak deneyiminizi değiştirecek, garantisini verebilirim.

Not: Eğer yakın zamanda gidip gezme imkanınız yoksa, buradaki kısa videoyu keyifle izleyeceğinizi düşünüyorum.

Altı Üstü Kitap sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin