İlkin Şilan
Ünlü insanlar tarafından 2023 yılında 2022 yılında olduğundan 4 kat fazla anı kitabı yazıldığını okuduğumda benim için bir şey kesinleşmiş oldu. Konu benim algıda seçiciliğimle ilgili değil, gerçekten de baktığımız her yerde bir oyuncunun, şarkıcının veya sanatçının anılarını içeren kitabıyla karşılaşıyoruz.
Peki bu durmak bilmeyen artışın sebebi ne? Uzmanlara göre en büyük sebeplerinden biri salgındı. Normalde yoğun tempolarda çalışan oyuncular, şarkıcılar ve daha niceleri evlerinde hiçbir şey yapmadan uzunca bir zaman geçirdi ve açıkçası hem sıkıldı hem de gelirleri büyük bir oranda azaldı. Bu da onları anılarını yazma veya yazdırmaya yönlendirdi. O dönemde yazılan kitaplar şimdi parça parça yayınlanıyor ve ne kadar çok ses getirirse o kadar fazla ünlü kendi anılarını kaleme almak için cesaretleniyor.
Anılarını yazıyor veya yazdırıyor demişken konu ünlülerin ürettikleri edebi eserlere gelince çok tartışılan bir konuya da değinmek gerek. Ünlülerin anı kitapları birçok farklı tartışmanın ve eleştirinin hedefinde bulunuyor ancak bunlardan belki de en öne çıkanı “hayalet yazarlar” etrafında dönüyor. Ünlülerin birçoğunun anı kitapları kendileri tarafından yazılmıyor, yazarlık konusunda çok daha yetenekli biri anılarını kitaplaştırmak isteyen ünlüyle bir araya geliyor, ondan kitap için veriler alıyor. Kitapta neler yer alacağını, kişinin ömrünün hangi evresine yer vereceğini bu ikili belirliyor ve detaylı görüşmeler yapıyor. Gerçekten kitabı yazma eylemi neredeyse tamamen hayalet yazara düşüyor ve ünlü kişi burada sadece okuyucu ve onaylayıcı bir pozisyonda yer alıyor. Ancak kitap yazıldığında yazar olarak çoğu zaman ünlü ismi görüyoruz. Bunun en güncel örneklerinden biri geçen yıllarda çıkan ve çok ses getiren Prens Harry’nin anı kitabı Yedek olabilir, kitabın yazarının Prens Harry değil JR Moehringer isimli bir yazar olduğunu bilmek sanıyorum ki kimseyi şok etmeyecektir. Hayalet yazarların kitabın kazancından ne kadar faydalanabildiği veya kitap üzerinde nasıl haklara sahip olduğu konusu ise araştırmalarımdan anladığım üzere çok bilinmiyor.
Peki kişinin kendisinin dahi yazmadığı bu kitaplar neden binlerce satıyor? Bir sebebi anı kitaplarının genelde bir skandaldan beslenmesi veya bir skandalı beslemesi açısından oldukça magazinsel yapıtlar olması. Çoğu zaman bu kitapları edebi bir ilgiden veya genel bir meraktan değil belirli bir magazinsel dönemin arka planını okumak için satın alıyoruz. Tabi ki yayıncıların pazarlama ekipleri de bunun en az bizim kadar farkımızda. Bu nedenle bu sansasyonları diriltmek ve veya yenilerini yaratmak anı kitaplarının pazarlama aşamasında önemli bir rol oynuyor. Yine bir örnek olarak Britney Spears’ın anılarını içeren kitap gösterilebilir. Ünlü şarkıcının dava sürecinden çok kısa bir süre sonra basılan bu kitap tabi ki edebi kitlelerden çok magazin kanalları tarafından okundu ve tartışıldı.
Herhangi bir “çok satanlar” listesine adı sanı bilinen bir ünlünün anılarını içeren herhangi bir kitabın girmemesi mümkün değil. Aynı dönemde çıkan daha küçük yazarların kitaplarını da gölgede bırakıyorlar tabi ki. Unutmamak lazım ki kitap listeleri müzik listeleri gibi işlemiyor, ancak adil bir yarış olmadığı da çok ortada.
Yazıma böyle başladığım için bu tür kitaplara karşı bir tutumum olduğu düşünebilir, aksine ben ünlü isimlerin anı kitaplarını okumaktan çok keyif alıyorum. Gerçek insanları ve hayatlarını okumaktan çok keyif aldığımı Altı Üstü Kitap Podcast’te de birçok kez dile getirdim. Ancak genelde kurgu dışı anı kitaplarını tercih ederken Susannah Cahalan’ın Beynimdeki Yangın’ı veya Tara Westover’ın Talebe’si gibi hayatlarında radikal olaylara ve durumlara maruz kalmış insanları tercih ediyordum. Ünlülerden ise komedyenlerin hayatlarına daha çok çekildiğimi söylemem lazım, belki de kitaplarının da tek kişilik şovlarındaki havayı vermesi bu kitapları okumayı çok eğlenceli kılıyordu. Onun dışında Lilly Allen’ın kitabını da elimden bırakamadığını hatırlıyorum.
Ancak herkes anı kitaplarının geleceği konusunda benim kadar heyecanlı görünmüyor. Guardian tarafından yayınlanan “Have we fallen out of love with celebrity memoirs?” makalesi ünlüler tarafından ortaya konulan anı kitabı sayısı arttığı halde satışların eşit oranda artmadığını söylüyor. Bunun temel sebepleri olarak basılı kitap fiyatlarını ve ünlülerin artık depresyon ve bağımlılık gibi konular hakkında yazmasının okuyucuya “ağır gelmesini” gösteriyor. Ben buna katılmıyorum, şahsen ünlülerden açık ve samimi olmalarını, kusurları hakkında konuşarak insani yanlarını bize göstermelerini bekleyip bunu yapmaya başladıklarında okur olarak “içim daraldı bu konulara da girmeyelim” tavrı takınmak pek tutarlı gözükmüyor. Ben halimden çok memnunum, umarım böyle daha çok yazı okuyabiliriz.
Ardı ardına anı kitabı okuduğum bir döneme daha girdim. Okurken aklımda şu soru belirdi; eğer bir gün çok ünlü olursak ve anı kitabı yazma vaktimiz gelirse kitabımızı başarısız olmaktan nasıl kurtarabiliriz? Ne kadar doygun bir markete çıkarsanız çıkın internete göre kitabınızı New York Times çok satanlar listesine sokmanız imkansız değil. Bu nedenle hem kendim hem de sizler için bir anı kitabını başarılı yapan şeyleri araştırmak ve başarılı bulduğum anı kitaplarını bu çerçevede incelemek istedim. Bana sonra teşekkür edebilirsiniz.
1. Kitabınızın bir hit olabilmesi için okurunuz kendi dertlerini ve sevinçlerini sizin hayatınızda bulabilmeli.
Okurlar artık zaten bilinen olaylar üzerine yeni olmayan söylemler duymak veya ağdalı alıntılar okumak istemiyor. Eğer daha önce bilmedikleri bir şey söylemeyecek, görmedikleri başka bir yanınızı göstermeyecekseniz yayınevlerine göre kitap yazmanıza pek gerek yok. Jennette Mccurdy’nin Annemin Öldüğüne Sevindim adlı kitabı bu anlamda benim için başka bir dünyanın kapısını açmış gibi oldu. Jennette son yıllarda Nickelodeon ününü devam ettirebilmiş oyuncular arasında bulunmuyor. Çok az kişinin Jennette’in ünlülüğe uzanan yolunu merak ettiğini söylemek biraz kaba olsa da yanlış olmayacaktır. Ancak bu kitabında Jennette konuya çok farklı bir yerde yaklaşıyor ve annesiyle olan ilişkisini merkeze koyuyor. Çok büyük açık yüreklilik ve büyük bir cesaretle travmalarını ve açık yaralarını tartışıyor. Kitap annesi ölmeden önce ve sonra olarak ikiye ayrılıyor diyebiliriz. Ve iki farklı ancak aslında aynı Jennette kendini onun için tamamen farklı iki ayrı dünyada arıyor. Yakın zamanda okuduğum Mother Hunger isimli kitabında Kelly McDaniel birçok kadının anneleri ile ilgili travmaları hakkında anneleri hayattayken konuşamadığını ve annelerinin ölmelerinin onlar için bir eşik olduğunu anlatıyor. Jennette de benzer bir deneyimden yaşamış olacak ki bu derece güçlü bir kitabı yazacak noktaya gelmesi bile sanıyorum ki yıllar süren zorlu bir yolculuğu ve sonunda aşılan bazı eşikleri okura gösteriyor.
Kendi hikayeni kendi dilinden paylaşmanın çok özgürleştirici ve iyileştirici bir yanı var. Yakın zamanda okuduğum Julia Fox’un anı kitabı Down The Drain’de Julia Fox ilk kitabını (kendi eliyle yapıp bastırıp bastırdığı ilk kısa kitabını) toksik ilişkisinin sonunda her şeyi kaybetmek üzereyken bu nedenle yazdığını söylüyor, hikayesinin kontrolünü eline almak istediği için yazıyor. Eğer hakkında her gün yüzlerce şey yazılıyorsa kendi hikayenin kontrolünü eline almak neredeyse temel bir ihtiyaca dönüşüyor olmalı. Bir hikaye kim yazarsa yazsın okunuyorsa, sizin yazmanız daha iyidir.
2. Eğer anı kitabınızın merakla beklenmesini istiyorsanız sosyal medyada paylaşımlarınızı azaltmanızda fayda var.
Ünlülerin anı kitaplarına olan ilginin azalmasının bir sebebi olarak bu kişilerin sosyal medyada çok yoğun bir şekilde kendi hayatlarını paylaşması gösteriliyor. Eğer okurlar her gün hikayelerinizden evinizi, arkadaşlarınızı, yaptıklarınızı görebiliyor, her konu hakkında fikrinizi okuyabiliyorsa anı kitabınızı okumalarına gerek olmuyor. Bazı oyuncular ve şarkıcılar yaşları sebebiyle en gözde dönemlerini sosyal medyanın olmadığı bir dünyada yaşadı, bunlardan biri de Gilmore Girls’ün ünlü Lorelai’ı Lauren Graham. Belki de bu neden Talking As Fast As I Can: From Gilmore Girls to Gilmore Girls, and Everything in Between adlı anılarını derlediği kitabıyla çok büyük bir başarıya ulaştı. Gilmore Girls zamanının en ünlü televizyon dizilerinden biriydi ve dergi röportajları ya da talk Showlar dışında oyunculara ulaşılabilecek platform sayısı sınırlıydı. Bu nedenle insanlar sevdikleri programların arka planını, oyuncuların karakterleriyle ne kadar özdeşleştiğini ve özel hayatlarında nasıl insanlar olduğunu öğrenemiyordu. Lauren Graham Gilmore Girls’ün sadece 4 bölümlüğüne yeniden yayınlanması üzerine buradaki ihtiyacı sezmiş olacak ki anılarını kaleme aldı. Sonrasında anılarını ve düşüncelerini derlediği bir diğer kitabın yanı sıra kurgu alanında da kendini deneyen Lauren Graham’ın kitapları mevcutta okuma listemde. Şimdi ise Kate Bishop yani Emily Gilmore aynı şekilde anılarını kaleme alıyor ve eylül ayının sonunda kitabı raflarda yerini alacak. Onu da tabii ki çıkar çıkmaz listeme alacağım.
3. Tüm hayatınızı büyük resimde ele almaktansa belli bir döneme odaklanıp o dönem üzerine samimi ve derin bir yazı hazırlayın, hem bu ünlülüğünüzün erken dönemlerinde de kitap yazmanıza imkan verecektir.
Anna Marie Tendler geçtiğimiz yıllarda ünlü komedyen eşi John Mulaney ile boşanması ile magazinde yer almıştı. Fotoğraflarında ve sanatında sıklıkla yalnızlık, depresyon, öfke gibi olguları işleyen Tendler’ın kitabı çıkacağını duyunca bu süreçte neler hissettiğini okumak için sabırsızlandım. Ancak kitabın başından sonuna birkaç kez “boşandığım dönem” veya “boşanmadan sonra” olarak zaman belirtmek dışında Tendler bu sürece neredeyse hiç yer vermiyor. Onun yerine Tendler psikolojisinin oldukça bozuk olduğu bir dönemde 7 gün boyunca kaldığı merkezi temel alan ve geçmişe flashbacklerle ziyaretlerde bulunan bir kitap hazırlamış. Hayatının birçok bölümünden bahsediyorsa nasıl belli bir döneme odaklanmış diyorsun diye sorabilirsiniz. Kitabın dili ve ele alınan konularda ortak bir tema mevcut ve tüm yolculuk aslında Tendler’ı kitabı temellendirmeye karar verdiği dönemde çözümlenmeye başlıyor. Bu nedenle ben bunu bir otobiyografidense yazarın küçük bir pencereden bize gösterdiği resim olarak görüyorum.
Tabi ki satır aralarında ve genel ruh halinde okur ipuçları ve izler görüyor ancak magazinsel konuların yakınından dahi geçmiyor. Kitabı bitirdikten sonra kitabın böyle olmasına çok mutlu oldum. Sanıyorum ki diğer türlü bu kadar özel bir kitap ortaya çıkmazdı. Tendler sanki bu kitapla artık sadece kendisini konuşmak istediğini belirtiyor ve kendi hikayesinin magazinde aylarca yer almış boşanma hikayesinden çok daha ilgi çekici olduğunu kanıtlıyor.
4. Hayalet yazarınızı emin olun bulacaklar, magazin tarafından ortaya çıkarılmasındansa sizin ona hakkını vermeniz daha iyi olacak.
Hayalet yazarlar tarafından yazılan kitaplar genel okurun gözünde itibar açısından eksi olarak başlıyor. Bunun tabii ki birçok sebebi var ancak yayınevleri de durumu fark etmiş olacak ki hayalet yazarlar üzerindeki tabuyu kaldırmak için stratejilerini değiştirmeye çalışıyor. Hayalet yazarını saklamaya çalışan ve eserin tamamını sahiplenen ünlüler için hikaye genelde iyi bitmiyor. Ünlü Youtuber Zoella ve influencer Caroline Calloway kitapları çok satmasına rağmen bu maceradan itibarları zedelenmiş olarak ayrıldı çünkü hayalet yazarları konusunda yeterince açık davranmamışlardı. Gerçi hayalet yazarı hakkında çok açık bir tutum sergileyen ancak yine de eleştirilerden kaçamayanlar da yok değil. Millie Bobby Brown kurgu romanını Kathleen McGurl isimli bir yazarla birlikte yazdığını açıkça belirtmiş olsa da ne yazık ki ağır eleştirilerden kurtulamadı (tabi büyük bir kısmı kitabın anı kitabı değil kurgu kitap olmasından geliyordu). Yine de hayalet yazarlarla çalışıyorsanız bu yazarlara haklarını vermeniz, açık bir şekilde desteklerini kabul etmeniz hatta pazarlama aşamasında bu kişileri de sürece dahil etmeniz size zarardan çok yarar getirecektir. Ya da hem çok ünlü hem de özel hayatını sır gibi saklayan biri olmayı tercih edebilirsiniz. O zaman okurların anılarınızı kimin yazdığına bakmadan okuma ihtimalleri oldukça yüksek.
5. Son olarak ne kadar az cilalanırsa o kadar iyi, terapi defterlerinizi çıkarmanın tam vakti!
Yaşayacağınız skandallar, kameralara yakalandığınız hazırlıksız anlarınız, çöküşleriniz, bir anı kitabı ne kadar günlük havası verirse o kadar iyi. Eğer doğru bir stilde yazılırsa okurlar ünlü insanların onlara sunduğu kadarını okuduğunu çok kolay unutabiliyor. Birinin günlüğünü okumanın etik olmayan ancak heyecanlandırıcı yönü ise bir kitabı çok satanlar listesine sokabiliyor.
Bu beş önerimi takip ederek New York Times çok satanlar listesine girdiğinizde beni unutmamanız dileğiyle!

